3. KONGREYLE BİRLİKTE KAİSİAD YAN YATTI...

ULUSLADAN YERELE STK'LARIN ÖNEMİ-SORUNLARI ve BİZİM KAİSİAD
Bu haber 2015-03-06 10:13:00 eklenmiş ve 635 kez görüntülenmiştir.

3. KONGREYLE BİRLİKTE  KAİSİAD YAN YATTI...

 

ULUSLADAN YERELE STK'LARIN ÖNEMİ-SORUNLARI ve BİZİM KAİSİAD

 

Türkiye'de demokrasinin tam ayakları üzerine oturamayışının temel nedeni STK'lar. Halkın tabiri ile dernekler.

 

Dernekler halkın örgütlendiği, sorun ve sıkıntılarına ortaklaşa çözüm aradığı, toplumdan, sivil toplumdan gelen güçlerini kullanarak devlet erkine, hükümete, yerel yönetimlere... kamu, yerel, genel, ulusal ve uluslararası anlamda sivil toplum lehine baskı oluşturan güçlerdir. Temel harcı, gücü ise insandır. ÇAĞIMIZIN EN ÖNEMLİ KURUMLARIDIRLAR.

Gelişmiş ülkelerde bir insan 5-7 arası derneğe üyedir. Avrupa'nın çoğu ülkesinde bir itfaiye eri dahi dernekler tarafından atanır. Mahkemelerde halk jürisi vardır. Jüri kararı alır hakimler sadece uygulayıcı mercidir. Sivil toplumun, halkın bu yönlü örgütlü olduğu ülkeler aynı zamanda birer süper güçtürler. Dünyayı yönetmektedirler. Bir başka deyişle bir ülkede Sivil Toplum ne kadar gelişmişse, vatandaş ne kadar hakkını hukukunu koruyorsa, bilincindeyse o ülke ve o ülkenin insanı da o oranda gelişiyor.

 

Türkiye'de büyük  STK'ların çoğunluğu TÜSİAD  örneğinde görüldüğü gibi ulusal görünümlü ama göbekten uluslararası küresel katil-kapitalist sermayeye  bağlı, bu sermaye lehine halkın ve ülkenin aleyhine faaliyet gösteren kurumlar olarak tarihe geçtiler. Giderek güç kaybetmelerine rağmen halende varlıklarını sürdürmektedirler...

 

TÜSİAD, daha önceleri Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gibi kuruluşlarda bir araya gelen büyük sermaye çevreleri, bağımsız hareket edememek ve hükümete karşı etkili bir güç oluşturamadıkları gerekçesiyle bir derneğin etrafında birleşmeye karar verdiler. 1960'lı yıllarda sendikal hareketlerle sol kesimin siyasi açıdan güçlenmesi ve 12 Mart Muhtırası örgütün kurulmasını hızlandırıcı etkenler oldu. 12 önde gelen sanayicinin 2 Nisan 1971'de verdiği imza sonucunda, hükümet örgütün kuruluşunu 20 Mayıs 1971'de resmen kabul etti.

 

TÜSİAD başlangıçta siyasi açıdan fazla etkili olmamasına rağmen, 1970'lerin sonlarına doğru ekonomik ve politik anlamda gittikçe güç kazandı. 15 Mayıs 1979'da gazetelerde başlattığı ilan kampanyası sonucu Bülent Ecevit başkanlığındaki hükümetin düşmesinde önemli rol oynadı. Çünkü Bülent Ecevit  milliciydi, halkçıydı. Ondan sonra kurulan Süleyman Demirel başkanlığındaki azınlık hükümetine de destek vererek, 24 Ocak Kararlarının alınmasında kilit rol oynadı. Türkiye darbelerden darbelere, krizlerden krizlere çekildi...

 

2000'li yıllardan sonra STK alanında, STK'ların önünü açan kanunların çıkmasıyla birlikte ülkemizde dernekçilik yeni bir safhaya geçti. Köylerden, il-ilçelere, bölgelere, iş dünyasına dernekleşme, federasyonlar  kurulma anlamında büyük bir ivme yakalandı.  Tabela, teneke birçok derneğin yanı sıra birçok ciddi dernekte giderek ortaya çıkmaya başladı.

 

Teneke ve tabela dernekçiliğini bir kenara bırakırsak ciddi anlamda önemli potansiyeli olan dernekler ortaya çıktığında büyük bir kumpas ve binbir oyunda hemen devreye girmekte STK'ları siyaset üstü, tüm görüş ve kesimleri kapsayan kapsayıcı özelliğini yok etmek için çok derin, bilinçli ve kapsamlı bir saldırıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Derneklerde yer edinen kişiliksiz,  mücadele bilincinden yoksun, halkın çürümesinden nemalanan... anlayış sahipleri giderek öne çıkarken normal vatandaş veba mikrobu görür gibi derneklerden uzaklaşmakta, kaçmaktadır. Bu kaçışında kendisine, yaşadığı ülkeye ne kadar büyük bir zarar verdiğinin de hesabını yapamamaktadır.

 

Bu saldırılar neticesinde dürüst-namuslu insanlar derneklerden uzaklaştırılırken, perde arkası karanlık olan,  yerelden ulusala hem ülkeye; hemde topluma büyük darbeler vuran ihanetçiler alanı kaplamakta toplumla diledikleri gibi oynamaktadırlar. Diledikleri gibi toplumu dizayn etmektedirler. Bu açıdan bakıldığında Türkiye toplumu bir bebeği andırmaktadır. Oynayan oynayana, toplumu çürüten, düşüren düşürene durumu ortaya çıkmaktadır.

 

Çağımızın en önemli gücü ve örgütlenme alanı STK'lardır. Türkiye'nin gelişmiş bir ülke olmasını, vatandaşın daha iyi koşullarda yaşamasını istiyorsak STK olayını kavramak ve anlamak, bu alandaki boşluğu kapatmak, üye olmak yönetimlerde yer almak her vatandaşın 1.derecede görevi olmalıdır. Doğru temelde, bir köy derneğinden federasyonlara, buradan siyasi partilere  bir çivi çakan her insana saygı duymak, sahiplenmek insan olmanın, toplumsal bir varlık olmanın gereğidir. Bu duyarlılık aynı zamanda geleceğimize sahip çıkmanın da en önemli teminatıdır.

 

KAİSİAD YİNE YAN YATTI YAKIN BİR ZAMANDA DA BATIŞI MKAÇINILMAZ OLACAK...

 

Şimdi genelden yerele bizim bölgemize geldiğimizde dernekçilik ciddi anlamda önemli bir mesafe kaydetti. Hoç-Fed, Ardafed gibi federasyonların yanı sıra KAİSİAD gibi tüm bölge iş dünyasını kapsayacak yeni oluşumlar  ortaya çıktı. Ardahan kendi vakfını (AREV) kurdu. Bu kurumlar  derin devlet artıklarının, ülke ve vatandaşın çürümesinden nemalanan, STK alanını toplumu çürütme ve düşürme yönünde hayatlarını idame edenleri derin bir endişeye sevk etdi. Bu anlamda her zaman kıskaca alındılar. Düşürülmeye çalışıldılar. KAİSİAD, ARDAFED, HOÇ-FED gibi kurumları eleştirmekten ziyade ayakları üzerinde oturmaları anlamında her zaman birer yönetici kadar çalıştık. Birbir gözlemlediğimiz şahit olduğumuz birçok eksikliği kamuoyuna aksatmadık.

 

Kurulmasından günümüze birebir dernekçiliğin içinde olduğumuzdan buradaki gözlemlerimizi aktarmayı önemli buluyoruz. 2000'Lİ Yılların ortalarından beri hem bir basın mensubu, hemde bu sistemin en büyük darbelerini alan bir insan olarak iki alanda da yer almaya başladık. Daha önce niye yer almadınız diye soranlar muhakkak olacak . Alamazdık çünkü palavradan devrimcilerin aksine yarım yüzyıldan fazla cezalarla kuşatılmıştık, nefes almada zorlanıyorduk, merak edenler DGM arşivlerinden faydalanabilir... Bizim gibi binlerce vatandaş çeşitli kumpas ve oyunlarla nefes alamaz bir konuma çekilmişti. İşin garibi halada nefes almada zorlanıyoruz. Aynı kumpas ve oyunlar değişik şekillerde sürmektedir...

 

Hoç-Fed bölge dernekçiliği, federasyonlaşma açısından önemli bir örnek oldu. Buji görevi gördü. Aynı potansiyele KAİSİAD'da sahip. Kuzeydoğu Anadoluyu kapsaması amacıyla duyarlı tüm insanların destek verdiği bu kurum önemli etkinliklere imza atması, bölgeye lobi kelimesini yerleştirmesinin dışında  maalesef kuruluşundan günümüze bir arpa boyu yol alamadı. Üye sayısı yerinde çakılıp kaldı. İstanbul'un 40-42 ilçesinden bırakın üye yapmayı 3-5'ine dahi uğrayamadı. 30-40 üyede çakılıp kaldı. Var olan üye yapısının ezici çoğunlu ise ciddi iş adamı profilinden ziyade esnaflardan oluşmakta.

 

3. Kongrede başkanlık ve yönetime aday olan arkadaşlar o kadar hevesli ve istekliydiler ki bunlar derneği uçuracak, çok iyi bir yönetim, İstanbul'u kapsayan bir yönetim ortaya çıkaracaklar diye düşünürken tam tersi bir durum ortaya çıktı. Kuruluşu ve 1. kongresi hariç 2. kongrede kaisiad kapanmayla karşı karşıya kaldı. Düzelir diye kamuoyuna yansıtmadık. 2. kongresinde kapanmayla karşı karşıya kalan Kaisiad  3. kongrede ise iyice dibe vurdu. İçinde iş adamı kalmadı. Kısır çekişme ve çatışmalardan dolayı bir tane dahi üye yapılmadı. Başa oynayanlar ufak olsun, benim olsun mantığıyla  derneği bitirdiler. Bünyesindeki 30-40 üye 4-5 parçaya bölündü. KAİSİAD'daki abluka çözülürse bölge dernekçiliğimizin aldığı tüm darbeler rahatlıkla çözülür.

 

Sadece bizim bölgemiz açısından değil diğer bölgelere de iyi bir örnek teşkil etmesi bakımından yerli, bu ülkenin vatandaşı olan,  göbekten, gizliden, yada açıktan birilerinin uşağı olmayan, özgür iradesi olan, bölge ve ülke kaygısıyla örgütlenme, bu ahlak ve donanıma sahip iş adamları ve örgütlerin varlığı hem iş adamlarının, hem bölgemizin,  hemde ülkemizin önünü açacak en önemli gerçeklerden biri.

 

KAİSİAD'ın bu potansiyelinin devreye girmemesi için akıl almaz bir kumpas kurulduğundan beri sürmektedir. 3. kongrede ise KAİSİAD resmen komaya girdi. Beklediğimiz, yada beklentilerin aksine ahbap-çavuş görüntüsüyle bir köy derneği yönetimi ortaya çıktı.  Gemi tam batmadı ama yan yattı su almaya başladı. Bunun ana nedeni ise ne İst. Avrupa Yakası, nede İst Anadolu Yakasından bölgeyi temsil edecek bir yapılanmanın yönetimin ortaya çıkmaması...

 

Dernek bu haliyle 6-7 ay içinde ya olağanüstü kongreye gidecek, yada iş adamları bu derneği yok sayarak tüm bölgeyi kapsayacak yeni bir oluşum için harekete geçmek zorunda kalacaklar. Bir bölgeyi temsil etmek ahbap çavuş ilişkileri ile kısır çekişme ve çatışmalarla, köylü kurnazlıkları ile iktidar oyunları oynamakla  olacak birşey değil. Böylesi bir yönetimi mevcut üyenin takmadığı, tanımadığı, Kurucu Başkan Çinik'in Millet vekili aday adaylığı kahvaltılı toplantısında net olarak ortaya çıktı. Ahbap çavuşlar dışında herkes Çinikin yanındaydı...

 

Peki dernek bu durumdan nasıl çıkar, nasıl kurtulur: Kongrede de söylediğimiz gibi Ağrı ve Artvin'i de içine alarak tüm Kuzeydoğu Anadolu'yu kapsaması lazım. Bunun içinse İstanbul'u tarayıp düzgün üye yapması lazım. Olağanüstü kongre kararı alarak tüm bölgeyi kapsayacak yeni ciddi bir yönetimin ortaya çıkması lazım. Mevcut üyeyi kaçırtan ahbap-çavuş ilişkisi ile oluşan yeni yönetimimizin bunu başarma şansı yok. Çünkü dürüst namuslu, bölge ve ülke kaygısı olan iş adamı oyuna  gelmeyecek  bu ülkenin en önemli insan kaynağıdır. Bu kaynakta oyuna gelirse Türkiyenin muz cumhuriyetlerinden farkı kalmaz. Kaçırtılan üyeler ikna edilip ciddi bir çalışma içine girilirse yan yatan gemi limana çekilip onarılabilir. Aksine Kaisaid'a  şimdiden bir fatiha okuyabilirsiniz...

DOĞU MEDYA/ STK ANALİZ HABER

 

 

 

 

 

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer ESENYURT haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Seri İlanlar
Yeni UMUT Gazetesi Haber Sitesi
© Copyright 2013 DKM YAZILIM HER TÜR HAKKI SAKLIDIR.... Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA